Meme Kontrolleri Yaşa ve Risklere Göre Değişiyor
Meme sağlığı için yapılması gereken kontroller, yaşa ve kişisel risklere göre farklılık gösteriyor. Erken yaşlarda farkındalık, 40'lı yaşlardan itibaren ise düzenli mamografi taramaları büyük önem taşıyor.
Meme sağlığının korunması amacıyla gerçekleştirilen muayeneler ve taramalar, kadınların yaşına ve taşıdığı risk faktörlerine göre özel olarak planlanmaktadır. Özellikle 20'li ve 30'lu yaşlarda meme farkındalığı ve risklerin doğru anlaşılması öncelik taşırken, 40 yaşından itibaren düzenli mamografi taramaları hayati bir rol oynamaktadır. Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan veya genetik yatkınlığı olan kadınlar için ise takip programının daha erken dönemlerde ve kişiye özel biçimde şekillendirilmesi gerekebilir. Memorial Göztepe Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi'nden Prof. Dr. Ümit Uğurlu, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, yaş gruplarına göre meme sağlığı kontrolleri ve risk altındaki kadınların izlemesi gereken adımlar hakkında detaylı bilgiler sundu.
20'li ve 30'lu Yaşlar: Riskleri Tanıma ve Gözlem
20'li yaşlardaki ortalama risk grubundaki kadınlar için rutin mamografi taraması genellikle önerilmemektedir. Ancak bu yaş grubundaki kadınların memelerinin doğal yapısını ve görünümünü iyi bilmeleri, herhangi bir değişiklik (yeni kitle, meme başında çekilme, kanlı akıntı, ciltte şekil değişikliği) fark ettiklerinde yaşlarına bakılmaksızın derhal hekime başvurmaları kritik öneme sahiptir. Bu dönemde kişisel meme kanseri riskinin belirlenmesi de büyük önem taşır. Özellikle ailede genç yaşta meme kanseri, birden fazla meme veya yumurtalık kanseri ya da erkek meme kanseri öyküsü bulunması, daha ayrıntılı bir değerlendirmeyi gerekli kılabilir. Riskli aile öyküsü olan kadınlar genetik danışmanlık ve testler için yönlendirilebilir; yüksek risk durumunda takip programı daha erken yaşlarda başlatılabilir.
30'lu yaşlarda da ortalama risk grubundaki kadınlar için rutin mamografi taraması genellikle önerilmez. Ancak memede fark edilen yeni bir bulgu mutlaka uzman tarafından değerlendirilmelidir. Bu yaşlarda meme dokusunun daha yoğun olması nedeniyle şikayete yönelik incelemelerde ultrasonografi sıklıkla kullanılırken, gerektiğinde mamografi veya meme MR'ı gibi ek görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir. BRCA1 veya BRCA2 gibi genetik mutasyonları olan, yaşam boyu meme kanseri riski yüksek olan veya genç yaşta göğüs bölgesine radyoterapi uygulanmış kadınlarda mamografi ve meme MR'ı daha erken yaşlarda takip programına dahil edilebilir. Aile öyküsündeki kanser türü, hangi akrabada ve hangi yaşta görüldüğü, etkilenen kişi sayısı ve eşlik eden diğer kanser türleri riskin belirlenmesinde önemli rol oynar. Bu nedenle takip programı, ayrıntılı aile öyküsü ve kişisel riskler göz önünde bulundurularak kişiye özel olarak planlanmalıdır.
40 Yaş ve Sonrası: Düzenli Tarama Şart
40'lı yaşlarla birlikte meme kanseri taramasında yeni bir dönem başlar. Güncel uluslararası kılavuzlarda tarama sıklığına dair bazı farklılıklar bulunsa da, 40 yaşından itibaren düzenli mamografi taramalarının programa alınması önerilmektedir. Tarama aralığı, kişinin yaşı, meme yapısı, kişisel ve ailesel riskleri dikkate alınarak hekimiyle birlikte belirlenmelidir. Mamografinin en önemli faydası, henüz elle fark edilemeyen ve herhangi bir belirti vermeyen meme kanserlerini erken evrede tespit edebilmesidir. Bu nedenle “Mememde hiçbir sorun hissetmiyorum” düşüncesi taramayı ertelemek için bir gerekçe olmamalıdır. Yoğun meme dokusu olan kadınlarda mamografinin değerlendirilmesi zorlaşabilir. Bu durumda, kişinin bireysel riskleri de göz önünde bulundurularak ultrasonografi veya meme MR'ı gibi ek görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç olup olmadığına hekim karar vermelidir.
Meme kanseri riski yaşla birlikte arttığından, 50'li yaşlarda düzenli mamografi taramalarının sürdürülmesi hayati önem taşır. Kadının risk durumuna ve takip programına göre mamografi yıllık veya iki yıllık aralıklarla planlanabilir. Bu dönemde daha önceki mamografi görüntülerinin saklanması da önemlidir; radyoloji uzmanının güncel görüntüleri önceki yıllardaki mamografilerle karşılaştırması, meme dokusundaki zaman içindeki değişikliklerin değerlendirilmesine yardımcı olur. Menopoz sonrası dönemde ortaya çıkan yeni bir meme kitlesi, meme başında veya cildinde değişiklik ya da anormal bir meme başı akıntısı “yaşa bağlı normal bir durum” olarak değerlendirilmemeli, tarama zamanı beklenmeden hekime başvurulmalıdır.
60 yaş ve sonrası dönemde de meme kanseri taraması önemini korumaktadır. Meme kanseri riski yaş ilerledikçe devam ettiği için, genel sağlık durumu iyi olan ve yaşam beklentisi uygun olan kadınlarda mamografi taramalarının sürdürülmesi önemlidir. İleri yaşlarda taramanın devam edip etmeyeceğine sadece takvim yaşına bakılarak karar verilmemelidir. Kadının genel sağlık durumu, eşlik eden hastalıkları, daha önceki meme bulguları ve bireysel riskleri bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Unutulmamalıdır ki, tarama programları şikayeti olmayan kadınlar için tasarlanmıştır. Memede veya koltuk altında yeni bir kitle, meme başında ya da ciltte çekinti, şekil değişikliği veya özellikle kanlı akıntı gibi bir durum fark edildiğinde “mamografi yaşım gelmedi” düşüncesiyle beklemeksizin hemen bir uzmana başvurulmalıdır.
İlgili Haberler

Sağlık Gönüllüleri projesinde yeni dönem: Gönüllü ordusu büyüyor

Prof. Dr. Hasan Belli: “Ruh sağlığı sorunlarında damgalanma tedavi sürecini zorlaştırıyor”

Sıvı Biyopsi: Kanserde Yeni Bir Umut

