Beyin Çipleri: Gerçek Hedef Engellilere Destek

Prof. Dr. Sultan Tarlacı, beyin-bilgisayar arayüzlerinin temel amacının felçli bireylere bağımsızlık kazandırmak olduğunu açıkladı ve Neuralink'in bu alandaki yeniliklerini değerlendirdi.

Beyin Çipleri: Gerçek Hedef Engellilere Destek
3 dakikalık okuma

Beyin çiplerinin gündeme gelmesiyle birlikte, bu teknolojinin ne anlama geldiği ve gerçek amacının ne olduğu konusunda merak uyandıran sorulara Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı açıklık getirdi. Prof. Dr. Tarlacı, Neuralink gibi projelerle beyin-bilgisayar arayüzlerinin yeniden ilgi odağı haline geldiğini, ancak bu teknolojinin sanıldığı gibi yeni bir keşif olmadığını belirtti. Bilim dünyasının onlarca yıldır beyin ve bilgisayar arasındaki iletişimi sağlama fikri üzerinde çalıştığını vurguladı.

Beyin Sinyalleri ve İlk Adımlar

İnsan beyninin her düşünce, hareket, his veya karar anında elektriksel sinyaller ürettiğini hatırlatan Prof. Dr. Tarlacı, bu sinyallerin 1920'lerden beri EEG yöntemiyle kaydedilebildiğini ifade etti. Ancak uzun yıllar boyunca bu karmaşık sinyallerden belirli bir niyet veya hareketi ayırt etmenin zor olduğunu ekledi. 1970'li ve 1980'li yıllardaki araştırmalarla, beynin belirli bölgelerindeki sinir hücrelerinin özgül hareketlerle ilişkili olduğu anlaşıldı. Örneğin, sağa veya sola bakma ya da kol kaldırma isteği oluştuğunda beyinde tekrarlayan elektriksel desenlerin ortaya çıktığı gözlemlendi. Bu keşif, 'niyet' ile 'hareket' arasındaki bilimsel bağlantının çözümlemeye başlandığı önemli bir dönüm noktası oldu.

Prof. Dr. Tarlacı, beyin-bilgisayar arayüzlerinin temel işlevinin, beynin ürettiği elektriksel sinyalleri bilgisayar aracılığıyla analiz ederek bir cihaza komut vermek olduğunu açıkladı. Bu teknolojinin özellikle ALS, omurilik felci ve 'locked-in sendromu' gibi ağır felç durumlarındaki hastalar için geliştirildiğini vurguladı. Amacın, hastaların hareket edemeseler bile sadece düşünce güçleriyle dış dünyayla etkileşim kurabilmelerini sağlamak olduğunu belirtti. Örneğin, bir hasta kolunu hareket ettiremediğinde bile, 'bardağa uzanma' niyeti beyninde oluştuğunda, bilgisayar bu sinyali algılayarak robot bir kolu hareket ettirip bardağı hastanın ağzına götürebilir. Bu senaryoda hareketi robot yapsa da komutun hastanın kendi beyninden geldiğini ifade etti.

Neuralink'in Katkıları ve Gelecek

Beyin-bilgisayar arayüzü teknolojisinin hayvan deneylerinin 1970'li ve 1980'li yıllarda başladığını, klinik uygulamaların ise 1990'lı yıllarda felçli hastalarda yapılmaya başlandığını dile getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, 2004 yılında felçli bir hastanın sadece düşüncesiyle robot kol kullanarak su içebilmesinin bu alandaki önemli bir gelişme olduğunu kaydetti. Yaklaşık 20 yıl önce araştırmacıların beyin sinyalleriyle bilgisayar fare imlecini hareket ettirmeyi başardığını, ardından bu yöntemin geliştirilerek insanların düşünceleriyle yazı yazıp e-posta gönderebildiğini hatırlattı. Tarlacı'ya göre Neuralink'in en büyük katkısı, tamamen yeni bir teknoloji yaratmaktan ziyade mevcut sistemi daha gelişmiş ve günlük kullanıma uygun hale getirmek oldu. Eski sistemlerde kalın kablolarla dışarıdaki bilgisayarlara bağlanan elektrotlar yerine, Neuralink kablosuz veri aktarımı, saç telinden bile ince ve esnek elektrotlar ve binin üzerinde elektrottan aynı anda veri toplama kapasitesi gibi yenilikler sundu. Ayrıca çipin yerleştirilmesi de özel olarak geliştirilmiş cerrahi bir robot tarafından yüksek hassasiyetle yapılıyor.

Toplumda sıkça sorulan 'Bir gün beynimize çip takılarak yabancı dil öğrenebilecek miyiz?' sorusuna da yanıt veren Prof. Dr. Tarlacı, mevcut bilimsel bilgilerin bunun mümkün olmadığını gösterdiğini ifade etti. Beynin tek merkezden çalışan bir bilgisayar gibi olmadığını, öğrenmenin beynin tamamına yayılan, geçmiş deneyimler, duygular ve yeni bilgilerle sürekli değişen dinamik bir süreç olduğunu belirtti. Bu nedenle, bugünkü teknolojiyle bir bilgiyi doğrudan çiple beyne yüklemenin mümkün görünmediğini vurguladı. Beyin-bilgisayar arayüzleri konuşulurken yapay zekânın da sıkça gündeme geldiğini belirten Prof. Dr. Tarlacı, bu iki kavramın birbirinden farklı olduğunu söyledi. ChatGPT veya Gemini gibi sistemlerin büyük dil modelleri olarak çalıştığını, insan beyni gibi bilinçleri, öznel deneyimleri ya da duyguları olmadığını aktardı. Bilgisayarların beynin yalnızca belirli hesaplama özelliklerini taklit edebileceğini, insan beyninin karmaşık çalışma biçimini bütünüyle kopyalamalarının ise günümüz teknolojisinin çok ötesinde olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Sultan Tarlacı, beyin çiplerinin temel amacının insanların düşüncelerini kontrol etmek ya da beyne bilgi yüklemek olmadığını, asıl hedefin felç, ALS, omurilik yaralanması veya benzeri durumlarda bağımsızlık kazandırmak olduğunu bir kez daha vurguladı.

İlgili Haberler

Akran Zorbalığı Dijital Dünyaya Taşındı

Akran Zorbalığı Dijital Dünyaya Taşındı

Okul Çantası Seçimi: Hafiflik ve Doğru Taşıma Önemli

Okul Çantası Seçimi: Hafiflik ve Doğru Taşıma Önemli

82'lik Kayalı Yavuz Bastonunu Bıraktı

82'lik Kayalı Yavuz Bastonunu Bıraktı

Çankaya'da Ücretsiz Diş Tedavisi İmkanı

Çankaya'da Ücretsiz Diş Tedavisi İmkanı